Geri git   Tüp Bebek Forum > SİZDEN GELENLER > Kadın ve Hukuk

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
  #1  
Alt 16.December 2009, 11:25
carmen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
carmen carmen isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1,277
Post Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılıkta Dehşet Verici Rakamlar!

Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılıkta Dehşet Verici Rakamlar!


“ Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet” araştırmasının da ortaya koyduğu üzere, her 3 kadından 1’i fiziksel şiddete maruz kalıyor. Mor Çatı Dayanışma Merkezine Ocak ayından bu yana başvuruda bulunan 1244 kadının her 2 tanesinden birisi sığınak talep ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı’nın hazırladığı “2006 Yılı Faaliyet Raporu”na göre, Türkiye’de sadece kayıtlara geçmiş 72 bin 643 kadına yönelik şiddet içerikli saldırı bilgisi var. Bu kadınlardan 842'si saldırılar neticesinde öldürüldü, yaralanan kadın sayısı 9 bin 317 oldu. 2001-2006 yılları arasında namus adına bin 806 cinayetin işlendiğini, aynı dönemde 5 bin 375 kadının da intihar ettiğini bizzat bakan Nimet Çubukçu’nun kendisi açıkladı. Gazetelerin 3. sayfalarına hemen hemen her gün kocası, sevgilisi, ailesi tarafından öldürülen kadınların yüzleri yansıyor. Türkiye, uluslar arası raporlara göre kadın erkek eşitliğinde 128 ülke arasından 121. sırada yer alıyor. Kadınların tamamına yakını hayatlarında en az bir defa dahi olsa cinsiyet temelli ayrımcılığa uğruyor. Parlamento’da kadın milletvekili oranı % 9, çalışma yaşamına katılan kadın oranı % 24, namus cinayetlerinin %100’ü kadınlara yönelik!!!



Her ne kadar öldürülen, saldırıya, ayrımcılığa maruz kalan kadınlar birer rakamdan ibaret değilse de şiddetin boyutlarının “münferit” olmadığının göstergesi oluyor. Üstelik tüm bu rakamlara rağmen Türkiye’de kadına yönelik şiddetin önlenmesine ve kadın erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik kâğıt üzerinde kalan yasalardan ve genelgelerden öte bir devlet politikası söz konusu değil. AB’nin ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonunun desteklediği ve Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün yürüttüğü “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi” dışında mevcut sığınakların desteklenmesini, dayanışma merkezlerinin oluşturulmasını, hayatın her alanında bulunan cinsiyet ayrımcılığının sonlandırılmasını hedefleyen bir program, politika ve bütçe yok. Oysaki kadına yönelik şiddetin sonlandırılması, projeler destekleyici ve ön açıcı olsa da, dönemsel çalışmalarla çözülemeyek kadar kapsamlı ve köklü bir sorundur.



Mevcut sığınaklar güçlendirilmeli, yeni sığınaklar açılmalı!

Şiddetle mücadele programı çerçevesinde, mevcut sığınakların hizmet kapasitelerinin artırılması, uluslar arası feminist ilkeler doğrultusunda , yerel ihtiyaçları gözeten çalışma standardizasyonunun getirilmesi sağlanmalıdır. Son dönemde sığınak sayısı 2 katına çıkmış olsa da, varolan sığınak sayısı ve kapasitesi ihtiyacı karşılamaktan çok uzaktır. Türkiye’deki mevcut sığınak sayısı –kız yurtları da dahil – 35’dir.Bu sığınakların ise soyal devlet anlayışından yoksun, erkek egemenliğine karşı, kadından yana bir tutumla yürütülmemesi, aile içinde şiddete maruz kalmış kadınların güçlendirilmesinin önünde engel olarak durmaktadır. Türkiye’de kapsamlı bir araştırmanın olmamasına ve kurumlar arasında başvuru bilgilerinin sistematikleştirilmemesine rağmen ortaya çıkan rakamlar dahi sığınak sayısının artırılmasının ve sosyal devlet politikaları ile desteklenerek kadın bakış açısı ile yürütülmesinin ne kadar yakıcı bir ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.



Dönemsel projeler dışında politika üretmemenin olumsuz sonuçları, Beyoğlu Kaymakamlığı SYDV’nin Mor Çatı ile yürüttüğü sığınak çalışmasında da kendisini göstermiştir. 2005 yılında Dünya Bankasının Sosyal Riski Azaltma Projesi kapsamında açılan ve 2 yıl boyunca finansal kaynağı proje bütçesinden karşılanan sığınak çalışması gelinen noktada devletin gerçekçi bir bütçe ayırmamış olması nedeniyle sıkıntı içindedir. Sığınak için devlet tarafından ihtiyaçı karşılayacak bir bütçe ayrılmamış olmasının yanı sıra bir başka sorun iki kuruluş arasındaki işbirliğinin kurumsallaşamamış olması. Sığınak faaliyeti ile ilgili olaran, yoneticilerin sık sık degismesi durumunda aksaklıklar kacinilmaz oluyor, her yeni gelen kaymakam bizler icin yeni bir anlatma, tartışma ve ikna etme zorunlulugu doguruyor. Nitekim yeni dönemde karşılıklı sorumlulukları düzenleyecek olan protokol henüz imzalanamadı. 2 yıl boyunca 107 kadına ve 69 çocuğa barınma imkanı ve sosyal destek sağlayan sığınak çalışmasının bundan sonra da kurumsallaşarak devam etmesi, kadına yönelik şiddetle mücadelede sistematikleşmesinde önemli bir adım olacaktır.



Sığınaklar Tek Başına Çözüm Değil :


Da(ya)nışma Merkezleri Oluşturulmalı / Sığınak Sonrası Yaşam Desteklenmeli!



Kadına yönelik her tür şiddetle mücadele için kapsamlı devlet programı oluşturulmalı. Bu noktada hem sığınak ihtiyacı olmayan kadınların yararlanabileceği, hem de kadınların sığınakda kaldıktan sonra sosyal destek alabilecekleri da(ya)nışma merkezleri kurulmalı. Ayrıca Başbakanlık Temmuz Genelgesinde de yer alan, şiddete maruz kalan kadınlara, yerel yönetimler tarafından uzun süreli ücretsiz ve/veya düşük ücretli konut desteği sağlanmalı. Kadınların mesleki becerilerini geliştirmelerine ve meslek içi eğitimlerine yönelik birimler kurulmalı ve şiddete mağruz kalmış kadınların işe alımlarına öncelik verilmelidir. Şiddete maruz kalmış kadın ve çocuklarıyla birlikte desteklenmesinde pozitif ayrımcılık uygulanmalı.



Kadından Yana Taraf Olmak Şart!




Kadına yönelik şiddetle mücadeleyi öncelikli olarak kabul eden her devlet, kurum ve insan için kadından yana taraf olmak gerekir.Yüzyıllardır süregelen eşitsizliğin ve şiddet zeminin yok edilmesi için parçalı kısmi politikalarla, projelerle, kampanyalarla bir yere varılması mümkün değildir. Elbette ki yürütülen tek tek faaliyetler önemli ve gereklidir. Ancak gerçekçi çözüm için kadından yana somut adımlar atılması, politikaların oluşturulması ve bunun için bütçe ayrılması gerekmektedir. Nufüsunun %51 kadın olan bir ülkede, kadınların öncelikli sorunları için gerçekçi bütçelerin oluşturulmaması kabul edilebilir değildir. Ayrımcılığın ve şiddetin önlenmesi için hükümet acilen somut adımlar atmalıdır. Artık kadınların göstermelik taahhütlere ve cilali sözlere tahammülü kalmamıştır. Sığınaklara ihtiyaç duymayacağımız bir hayat için, bu gün sığınaklara ve kadınlara gerekli bütçe ayrılmalıdır!!!

alıntı.

kaynak:türkhukuk sitesi
__________________


Konu carmen tarafından (16.December 2009 Saat 11:28 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 16.December 2009, 11:27
carmen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
carmen carmen isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1,277
Post

Evlilikte ‘şiddet’li çelişki

A& G tarafından yapılan "Araştırma"ya katılan deneklerin yüzde 78.6’sı aldatmayı, yüzde 49.6’sı aile içi şiddeti ‘Mutlak boşanma nedeni’ sayıyor.
Erkeklerin yüzde 88.6’sı eşlerine hiç fiziksel şiddet uygulamadığını söylerken, kadınların yüzde 25’i şiddet gördüğünü belirtiyor. Deneklerden bekârlar ‘Şiddet durumunda kesin boşanacağını’ söylerken, evlilerin ise ‘Belki boşanırım’ demesi dikkat çekti...

Mutlak boşanma nedeni sıralamasında "Aldatma" birinci, "Şiddet" ikinci sırada
Adil Gür yönetiminde A&G Araştırma Şirketi’nin yaptığı araştırmada evlilere ve bekârlara “boşanma nedeni ne olabilir?” diye soruldu, aldatma ve fiziksel şiddet ezici çoğunlukla öne çıktı.
Katılımcılar seçenekler arasında “Mutlak boşanma sebebi”, “Boşanma sebebi olabilir” ya da “Boşanma sebebi olmaz” tercihlerinden birini işaretleyerek seçim yaptı. Buna göre aldatma, “mutlak boşanma nedeni” olarak yüzde 78.6’yla birinci oldu.

Bu soruya, “olabilir” diyenler yüzde 15.5, “olmaz” diyenler ise yüzde 5.9’da kaldı. Aldatma erkeklerde kesin bir boşanma nedeni olarak öne çıkarken, eğitim ve gelir seviyesinin artışı aldatma diyenlerin sayısını artırdı. Boşanma nedenleri arasında ise ikinci sırada “aile içi fiziksel şiddet, dayak, kötü muamele” geldi. Katılımcıların yüzde 49.6’sı bu durumda “mutlaka boşanacağını” söylerken, yüzde 31.6’sı “belki boşanacağını” söyledi. Erkeklerin yüzde 23’ü ise aile içi şiddeti boşanma sebebi olarak görmediğini ifade etti.
Bekârlar ‘kesin’, evliler ‘belki boşarım’ diyor

Üniversite mezunlarının yüzde 85’i şiddeti kesin boşanma nedeni olarak görürken, bu oran diplomasızlarda yüzde 27’de kaldı. Bekârlar şiddet durumunda kesin boşanacağını söylerken, evlilerin ise “Belki boşanırım” demesi de dikkat çekti.
Boşanma nedenleri arasında aldatma ve şiddetin ardından sıralamayı “eş olarak sorumluluklarını yerine getirmeme”, “kayınvalide ve ana baba baskısı, dırdırı” takip ederken, ekonomik sıkıntı, eve para girmemesi, işsizlik ile eşin bakıma muhtaç olması daha düşük oranlarla sıralamada yer aldı. Ekonomik sıkıntı durumunda kadınlar, bakıma ihtiyacı olması durumunda ise erkekler boşanmayı daha çok tercih etti.

Her 100 kişiden 25’i şiddet mağduru

“Fiziksel şiddet olursa boşanırım” diyenlerin sayısı fazla çıksa da halihazırda her 100 kişinin 25’inin şiddetle ilişkili olduğu belirlendi. “Fiziksel şiddet gördünüz mü? ya da uyguladınız mı?” sorusuna katılımcıların yüzde 75.1’i “hiçbir zaman” derken, yüzde 25’i “ara sıra” ya da “her zaman" şiddet gördüğünü söyledi. Erkeklerin yüzde 88.6’sı “hiçbir zaman fiziksel şiddet uygulamadığını” söylerken, kadınların yüzde 25’i ara sıra ya da her zaman fiziksel şiddet gördüğünü belirtti.
Yaş ile şiddet arasında da doğru orantı çıktı. 44 yaş ve üstünde “her zaman/ara sıra” şiddet görenler ya da uygulayanlar diğer yaş gruplarından fazla çıktı. 28 yaşın altındakilerde ise fiziksel şiddet oranları düştü.
İlkokul mezunlarının yaklaşık yüzde 33’ünün, ortaokul mezunlarının yaklaşık yüzde 21’inin, üniversite mezunlarının ise yüzde 14.5’inin fiziksel şiddetle ilişkili olduğu, düzenli fiziksel şiddet görenlerin en çok ilkokul mezunları olduğu belirlendi.

Gelir ile şiddet ilişkisine bakıldığında ise aylık geliri 750 TL’den az olanların daha fazla düzenli ya da ara sıra fiziksel şiddet uyguladığı ya da mağduru olduğu görüldü. Aylık geliri 1500 TL’nin üzerindekilerde ise fiziksel şiddet oranları düştü.
Bölgelere göre bakıldığında da en fazla şiddet Güneydoğu’da (yüzde 40,1), en az şiddet ise Ege Bölgesi’nde (yüzde 9,9) görüldü.
__________________

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tag Ekle
ayrımcılık, kadına, şiddet

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kök Hücre çalışmasında umut verici bir gelişme herbay14 Azosperm ile savaş ve tüp bebek tedavileri 6 6.August 2011 13:51
umut verici... metkav Açık Kürsü 1 17.March 2011 14:50
Kadına sarılmak yaşama sarılmaktır carmen Kadınlar Venüsten Erkekler Marstan 0 14.November 2009 11:57
İnsanlığın artık erkek veya kadına ihtiyacı kalmadı. kedi7 Açık Kürsü 3 30.October 2009 17:53
Ekonomik Şiddet Boşanma Nedenidir. carmen Kadın ve Hukuk 1 27.October 2009 19:23


Şu Anki Saat: 12:37


Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.